x

SİYASET!

Yazdıre-Posta

Siyaset bilimi... Bugünkü anlamı; siyaset yapan ve siyaset yapmayı  öğrenmişlerin, halkı; şucular,
bucular, onlarcılar, bunlarcılar diye, maddi-manevi ayrılıklara, aykırılıklara sürükleme yeteneğidir. Hal böyle olunca
da, halkın uğraşısı artmakta ve odaklanamama konusunda kabiliyet kazanmaktadır. Bu durumun bizlere getirisi(!), maalesef, ''
yerinde kal ve dünyanı küçültmeye razı ol'' dur. Çünkü biz, siyasetçinin gözünde - gözü açılanların gözünde - önlerindeki pastayı bölüşemeyecekleri, kuş
bakışı seyrettikleri çok küçük coğrafyaların küçük insanlarıyız. Siyasetçilerimize sorulduğundaysa, ülkeyi yöneten(!) halkızdır. Sözleri ve yaptıkları bu kadar dönektir siyasetçinin!
Siyasetçinin yaptığı ile götürdüğü ters orantılıdır. Nasıl mı?
Siyasetçi, kuş bakışı bakar memlekete. Ne zaman mı?
Gözü açıldığı, yollarını(!) öğrendiği zaman. O zaman ne mi olur?
İşte o zaman yaptığı ve götürdüğü ters orantılı olur. Ters orantı nedir?
Küçük bir iş yaparken, yapılanın on mislini de beraberinde götürmektir. Memleketimizde siyasetçilerimiz başlangıçta bizlerden biriyken, nasıl
bir havaya giriyorlarsa, sözüm ona, bizi tanımayan bizlerden oluyorlar.
Siyaset, beni sana, seni bana gıcık eden, bizi birbirmizle kavga etmemize zorlayan siyasetçinin, işidir. Siyaset, siyasetçinin elindeki silahtır.
Siyaset, siyasetçinin ayıplarını örttüğü kılıftır. Siyaset, halka yem diye atılan kancadır. Evet birileri bu siyaseti öğrendiği zaman HAYIRDA da HAYIR var
derler, EVETTE de bir REFAH derler...Derler derlerde o hayırda, o refahta; bu millete kapattıkları o kapılar arkasındakileridir. Siyaseti, siyasetçiyi
ve hayata bakış oranlarını anlayabildiysek biraz, şimdi gelelim Bolumuz' a...
PKK ve o namus yoksunu hainlerin sırtından rant sağlayanların tüm köşe başlarını tuttuğu bir şehir haline getirildi güzelim memleketimiz.
Bunu kim, ne diye yaptı bilemiyorum. Çünkü biz ''Senin aklın ermez, durumdan vazife çıkarma, vazifeni yap'' denen halkız. Haklı mıyız? Haklıyız ama
hakkımızı arayacak, hak zihniyetine sahip değiliz. Bakın bugün Bolumuz da, şehir merkezinde ailelerimizin önünde, çocuklarımızın geçiş güzergahlarında,
daha doğrusu herkesin gözü önünde alem masaları kurulmakta, nerden getirildikleri belli olmayan ucuz hayat kadınları satılmakta. Buna da tüm bir şehir
razı olmaktayız. M. Akif' in ''Medeniyet açmaksa bedeni, hayvanlar bizden daha medeni.'' dediği bu olsa gerek. Demokratikleşme bu ise ben istemiyorum, HAYIR!
Tüm bu hayırsızlıkta bu işi organize edenler kadar bizler de suçluyuz. Çünkü susuyoruz.
Birileri deveyi hamuduyla götürüyor. Maddiyata yanmıyorum da, manevi değerlerimizi götürüyorlar ona yanıyorum. Velhasıl ben anlamadım. Bu, şehrimiz için mi
bir oylama olacak, yoksa ülkemiz için mi? Nasıl sıkıştırıldık köşeye? Anlayana aşk olsun...
''Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.''