x

TAMAMLANMAYAN SENFONİ

Yazdıre-Posta

Gökyüzünün berrak maviliği yeryüzünün masum yeşilini nasıl merhametlice kucaklıyorsa işte öyledir anne… Yağmur nasıl hiçbir şeyi ayırt etmeden severek, çıkarsız ve umut dolu yağıyor, eşit miktarda dağıtıyorsa bereketini en ücra köşelere bile işte öyledir baba… Vefasızlıktan yorulmasına rağmen bir avuç topraktan yeşerme umarak gözyaşlarını akıtan dünyaya inat, her gün doğumunda güneşe göz kırparak filizlenen çiçeklerin manevi yuvasıdır aile…

Nasıl değer verirdin ailene Ey Nebi! Ana-baba sevgisine çölün suya hasreti kadar hasret kalmış öksüzler seninle gülerdi, evin olurdu soğuktan titreyen soğuktan titreyen yetimlerin evi. Nasıl oynardın bir bilseler torunlarınla. Cibril bile seni izlemeye gelirdi sen nasihatler verirken Fatıma’nın canlarına. O kadar değer verirdin ki hanımlarına! Hatice’tül Kübra’nın vefatı kim bilir kaç kere gözyaşlarını taşıdı Mekke sokaklarına. Kızın Fatıma’nın her bakışı sana annemizi hatırlattığında kim bilir kaç yara eklendi mevcut yaralarına…

Sen ümmetin için verirken canını ümmetin koruyamıyor artık mirasını. Ne Musablar yetişmişti Ey Rasul gençliğinin baharında şehit olmak isteyen! Dünya malı önüne koyulduğu halde şehitlik rütbesini bekleyen… Ne analar vardı Aliler yetiştiren. Küçücük yaşında adanmışlığı seçtiren… Şimdi ise kariyer üzerine kuruluyor yuvalar. Paranın kölesi ölçüsünde kendilerini mutlu sandılar. Her geçen gün değer kaybediyor kadın özünden, anneliğinden. Günümüzde aile kurumu tarih boyunca eşine rastlanmamış büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. Kadın hakları adı altında kadın düşmanlığı yapanlar var burada… Oysa’’ Cennet anaların ayağı altındadır.’’ müjdesini veren bir dinin mensuplarıydı onlar. Oysa” Sizin en hayırlınız eşine karşı en güzel davrananızdır.” diyen bir peygamberin ümmetiydi, kadını Allah’ın bir emaneti olarak algılayan ashabın kardeşiydi.

Her okuduğum yazı, her izlediğim görüntü aynadaki aksimle yüzleştiriyor beni. Tüm insanlar aile denen yuvada dünyaya gözlerini açmaz mıydı? Aile insanın ilk kültür ocağı, ilk sevgi pınarı değil miydi? Çocuklar” Ana-babaya öf bile deme!” düsturu üzerine yetiştirilmemiş miydi? Ana babalar evlatlarını Allah'ın bir emaneti gibi görmeyecekler miydi? Kur’an’la yeniden bestelenmedi mi yüreklerin türküsü? Yok muydu islamla şereflendikten sonra hanımına karşı tutumunu değiştiren Ömer’in öyküsü? Yüzümüzü kutsal kutuplara dönmediğimiz zaman insanlığımızdan her geçen gün değer kaybedeceğimizin bilincine varamadığımız müddetçe, bu acizliğimizin tek çözümünün Aziz olandan geçtiğini kabullenmediğimiz sürece bu enkazların varisleriyiz, neden farkında değiliz?

Ne olur Ey Nebi! Ne olur gel ve tut elimizden! Bilinçlendir ümmetini, yok et dünya hırsını, inşa et Kur’an’a dayalı aile temelini. Yeniden yeşersin, filizlensin rengarenk çiçekler. Göz bebeklerinde en pembe renklerle yeniden çizilsin mutluluğun resmi. Yeniden bestelensin ailenin yarım kalan senfonisi…